Nebe Suresi Arapça ve Türkçe Okunuşu



Kuran-ı Kerim’in en kısa surelerinden önde gelen Nebe Suresi, hem müslümanlar bununla birlikte Arapça öğrenmek isteyenler için mühim bir kaynak olabilir. Bu sureyi Arapça ve Türkçe olarak okuyarak, anlamını daha iyi kavrayabilirsiniz.

Arapça olarak Nebe Suresi’ni okumak, Kuran’ın orijinal dilini deneyimlemenize yardımcı olabilir. Surenin her bir kelimesini doğru bir halde telaffuz ederek, Arapça dilbilgisini de geliştirebilirsiniz. Aynı zamanda surenin Türkçe okunuşunu da öğrenerek, anlamını daha iyi anlayabilirsiniz.

Nebe Suresi, müslümanlar tarafından okunması ihtiyaç duyulan bir suredir. Bu surede Allah’ın kudreti ve yaratılış hikmeti vurgulanmaktadır. Bu nedenle, sureyi okuyarak Allah’ın büyüklüğünü daha iyi anlayabilir ve imanınızı güçlendirebilirsiniz.

Nebe Suresi Arapça ve Türkçe okumak için birçok kaynak bulunmaktadır. İnternetten yada mobil uygulamalardan Arapça ve Türkçe olarak okuma olanağına sahipsiniz. Bu kaynakları kullanarak, surenin her kelimesini telaffuz etme şansına sahip olabilirsiniz. Ayrıca, Türkçe okunuşunu takip ederek anlamlarını öğrenebilirsiniz.

Nebe Suresi’nin Türkçe okunuşunun yanı sıra, Arapça metnini de okumak önemlidir. Arap alfabesiyle yazılan surenin kelime dağarcığını, Arapça okuma ve yazma becerilerinizi geliştirmek için kullanabilirsiniz. Bu biçimde, Kuran-ı Kerim’in aslına daha yakın bir şekilde erişim sağlayabilirsiniz.

Nebe Suresi Türkçe Oku

Nebe Suresi Türkçe latin alfabeysiyle yüzünden okumak için lütfen sayfayı aşağı kaydırın.

Nebe Suresi Türkçe 1. Sayfa

Bismillahir rahmanir rahim.

    1. Amme yetesaelun.
    2. Anin nebeil azim.
    3. Ellezi hum fihi muhtelifun.
    4. Kella se ya’lemun.
    5. Summe kella se ya’lemun.
    6. E lem nec’alil arda mihada.
    7. Vel cibale evtada.
    8. Ve halaknakum ezvaca.
    9. Ve cealna nevmekum subata.
    10. Ve cealnel leyle libasa.
    11. Ve cealnen nehare meaşa.
    12. Ve beneyna fevkakum seb’an şidada.
    13. Ve cealna siracen vehhaca.
    14. Ve enzelna minel mu’sırati maen seccaca.
    15. Li nuhrice bihi habben ve nebata.
    16. Ve cennatin elfafa.
    17. İnne yevmel faslı kane mikata.
    18. Yevme yunfehu fis suri fe te’tune efvaca.
    19. Ve futihatis semau fe kanet ebvaba.
    20. Ve suyyiretil cibalu fe kanet seraba.
    21. İnne cehenneme kanet mirsada.
    22. Lit tagine meaba.
    23. Labisine fiha ahkaba.
    24. La yezukune fiha berden ve la şeraba.
    25. İlla hamimen ve gassaka.
    26. Cezaen vifaka.
    27. İnnehum kanu la yercune hısaba.
    28. Ve kezzebu bi ayatina kizzaba.
    29. Ve kulle şey’in ahsaynahu kitaba.
    30. Fe zuku felen nezidekum illa azaba.

Nebe Suresi Türkçe 2. Sayfa

  1. İnne lil muttekine mefaza.
  2. Hadaika ve a’naba.
  3. Ve kevaıbe etraba.
  4. Ve ke’sen dihaka.
  5. La yes’meune fiha lagven ve la kizzaba.
  6. Cezaen min rabbike ataen hısaba.
  7. Rabbis semavati vel ardı ve ma beynehumer rahmani la yemlikune minhu hitaba.
  8. Yevme yekumur ruhu vel melaiketu saffa, la yetekellemune illa men ezine lehur rahmanu ve kale sevaba.
  9. Zalikel yevmul hakk, femen şaettehaze ila rabbihi meaba.
  10. İnna enzernakum azaben kariba, yevme yenzurul mer’u ma kaddemet yedahu ve yekulul kafiru ya leyteni kuntu turaba.

Nebe Suresi Türkçe Meali Oku

Nebe Suresi Türkçe Meali okumak için lütfen sayfayı aşağı kaydırın.

Nebe Suresi Türkçe Meali 1. Sayfa

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla.

    1. Birbirlerine neyi soruyorlar?
    2. O büyük haberden (kıyametten) mi?
    3. ki Onlar onda görüş ayrılığına düşüyorlar.
    4. Hayır, ileride bilecekler!
    5. Hayır, hayır, ileride bilecekler!
    6. Biz, yeryüzünü bir döşek yapmadık mı?
    7. Dağları da birer kazık (yapmadık mı)?
    8. Sizleri çift çift yarattık.
    9. Uykunuzu bir dinlenme yaptık.
    10. Geceyi bir örtü yaptık.
    11. Gündüzü bir geçim vakti yaptık.
    12. Üstünüze yedi sağlam bina (gök) çattık.
    13. İçlerine parıl parıl parlayan bir kandil astık.
    14. O yoğun bulutlardan şarıl şarıl bir su indirdik.
    15. Onunla taneler ve otlar çıkaralım diye.
    16. Ve sarmaş dolaş bağlar bahçeler.
    17. Şüphesiz ki, o fasıl (kıyamet) günü belirlenmiş bir vakit olmuştur.
    18. Sur’a üfürüldüğü gün, bölük bölük gelirsiniz!
    19. Gök de açılmış, kapılar oluşmuştur.
    20. Dağlar yürütülmüş, bir serap olmuştur.
    21. Şüphesiz, cehennem bir gözetleme yeri olmuştur.
    22. Azgınlara bir barınak olmuştur.
    23. İçinde devirlerce kalacaklardır.
    24. Orada ne bir serinlik tadacaklar, ne de bir içecek.
    25. Yalnızca bir kaynar su ve irin.
    26. Yaptıklarına tamamen uygun bir ceza olarak.
    27. Çünkü onlar, hiçbir hesap ummazlardı.
    28. Ayetlerimize yalan diye diye tam bir yalancı olmuşlardı.
    29. Biz ise her şeyi sayıp bir kitaba geçirmişiz.
    30. Artık tadın! Artık, azabınızı artırmaktan başka birşey yapacak değiliz!

Nebe Suresi Türkçe Meali 2. Sayfa

  1. Şüphesiz, takva sahipleri için bir kurtuluş ve murada erme var
  2. Bahçeler var, bağlar var.
  3. Turunç göğüslü yaşıt (kızlar) var.
  4. Dopdolu bir kadeh var.
  5. Orada ne boş bir laf işitirler ne de bir yalan isnadı.
  6. Rabbinden bir karşılık ki, yeter mi yeter!
  7. O, göklerin, yerin ve aralarındakilerin Rabbidir, Rahman’dır. O’na bir hitapta bulunma gücüne sahip olamazlar.
  8. Ruh’un (Cebrail’in) ve meleklerin saf saf kıyama duracakları gün, Rahman’ın izin verdiğinden başka hiç kimse konuşamaz; o da doğruyu konuşacaktır.
  9. O gün gerçektir, o halde dileyen Rabbine varacak bir yüz edinsin, bir yol tutsun!
  10. Çünkü Biz size yakın bir azabı ihtar ettik. O gün kişi ellerinin önceden gönderdiğine bakacak ve kafir ise: “Ah ne olurdu ben bir toprak olsaydım!” diyecektir.

Nebe Suresi Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Nebe Suresi Kur’an-ı Kerim’de kaçıncı sayfadadır?

Nebe Suresi, Kur’an-ı Kerim’de 581. sayfada başlar, 582. sayfada biter.

Nebe Suresi kaç ayettir?

Nebe Suresi, 40 ayetten oluşur.

Nebe Suresi hangi cüzde yer alır?

Nebe Suresi, Kur’an-ı Kerim’de 30. cüzde yer alır.

Nebe Suresi kaç sayfadır?

Nebe Suresi, Kur’an-ı Kerim’de toplam 2 sayfa içinde yer alır.

Nebe Suresi Tefsiri

Kur’an Yolu Tefsiri kitabından Nebe Suresi Tefsiri aşağıdadır.

Nebe Suresi 1-5. Ayet Tefsiri

Nebe’ “önemli haber” demektir. Burada ise “kıyamet haberi” anlamında kullanılmıştır. Kıyamet gününde evrendeki mevcut kozmik düzenin bozulması, Allah’tan başka var olan her şeyin yok olması, öldükten sonra yeniden dirilme, hesaba çekilme vb. önemli olaylar meydana geleceği için onunla ilgili habere “büyük haber” denilmiştir. “Haberden maksat kıyamet olayları değil onu bildiren Kur’an’dır veya Hz. Muhammed’in peygamberliğidir” diyenler de vardır (Ateş, X, 286; krş. Sâd 38/67). Tefsirlerde anlatıldığına göre Hz. Peygamber müşriklere Allah’ın birliğinden ve öldükten sonra dirilmenin gerçekleşeceğinden bahsedip de onlara Kur’an âyetlerini okuyunca, “Muhammed ne getirdi? Neler anlatıyor?” diye birbirlerine sormaya başlamışlar, bunun üzerine açıklanan âyetler inmiştir (Şevkânî, V, 419-420). Kaynak : Kur’an Yolu Tefsiri Cilt: 5 Sayfa: 535

Nebe Suresi 6-11. Ayet Tefsiri

İnsanlığın yaşamasına uygun bir duruma getirilmiş olan yer küresi, üstünde insanların oturup kalkmasına, yatıp uyumasına elverişli olan döşeğe benzetilirken dağlar da arzı yerinde ve dengede tutmak için çakılmış kazıklara benzetilmiştir. Çünkü dağlar yer yuvarlağının dengesini sağlamaktadır. Nitekim başka âyet-i kerîmelerde insanları sarsmasın diye yeryüzüne sabit dağların yerleştirildiği bildirilmiştir (meselâ bk. Nahl 16/15; Mürselât 77/27). Dağların, içinde madenlerin bulunması, suların birikmesi, üstünde çeşitli bitki ve ormanların oluşması vb. sayılamayacak kadar çok faydaları vardır. Allah Teâlâ, yaratıp dağlarla dengesini sağladığı bu yeryüzünde insanların huzur ve sükûn içerisinde mutlu bir şekilde yaşamaları ve nesillerini devam ettirmeleri için onları erkekli dişili çiftler yaratmıştır; 8. âyet bunu ifade eder (krş. Rûm 30/21; Necm 53/45). “Dinlenme” vesilesi diye çevirdiğimiz sübât kelimesi sözlük mânaları yanında mecaz olarak “ölüm” anlamında da kullanılmaktadır. Uyku bir dereceye kadar hareket ve faaliyeti kestiği için ölüme benzetilerek ona da sübât denmiştir (Zemahşerî, IV, 207; Şevkânî, V, 421). Kaynak : Kur’an Yolu Tefsiri Cilt: 5 Sayfa: 536

Nebe Suresi 12-16. Ayet Tefsiri

“Üstünüzde yedi kat sağlam gök yaptık” meâlindeki 12. âyet bazı farklılıklarla Kur’an’da birkaç defa geçmiş, oralarda gereken açıklama yapılmıştır (meselâ bk. Bakara 2/29; Mülk 67/3). Kubbemsi gökleri, alev alev yanarak dünyayı aydınlatan güneşi, bolca yağmur indirerek yeryüzünde birçok nimetin yetişmesine ve hayatın devam etmesine vesile olan bulutları yaratan yüce kudret, bu evreni yok edip mahiyeti ve sistemiyle yeni bir âlem kurmaya elbette kadirdir; işte o âhiret âlemidir. Kaynak : Kur’an Yolu Tefsiri Cilt: 5 Sayfa: 536

Nebe Suresi 17-20. Ayet Tefsiri

“Ayırım günü”nden maksat hakkın bâtıldan, haklının haksızdan, müminin inkârcıdan ayırt edileceği ve dünyada yapılanların karşılığının verileceği büyük hesap günüdür. Cenâb-ı Allah’ın belirlediği ve yalnız kendisinin bildiği kıyametin zamanı geldiğinde insanlar ve diğer bütün canlılar bir araya gelecek ve yüce Allah onların arasında hükmünü verecek, böylece dünyada işlenmiş bütün haksızlıklar karşılığını bulacak, kusursuz adalet gerçekleşecektir. İşte o güne “ayırım günü” veya “hüküm günü” denmesinin sebebi budur (Kurtubî, XIX, 173). Bu âyet “Şüphesiz buluşma günümüz ayırım günü olacaktır” şeklinde de anlaşılabilir. O gün sûra üflenince insanlar kabirlerinden kalkıp bölük bölük mahşer yerinde toplanacaklardır (sûr hakkında bilgi için bk. En‘âm 6/73; Hâkka 69/13). Kaynak : Kur’an Yolu Tefsiri Cilt: 5 Sayfa: 536-537

Nebe Suresi 21-28. Ayet Tefsiri

Sûrenin başından buraya kadar Yüce Allah’ın kudretini gösteren deliller sıralanarak yeniden dirilmenin gerçekleşeceği açıkça ortaya konduktan sonra inkârcıların âhiretteki durumları ele alınmıştır. Mülk sûresinin 8. âyetinde canlı bir varlık gibi tasvir edilerek neredeyse öfkesinden çatlayacak duruma geleceği bildirilen cehennem, burada da pusuda düşmanı gözetleyen bir savaşçı gibi tasvir edilmektedir. 23. âyetteki ahkåb kelimesi “belirsiz uzun süre” anlamına gelen hukubun çoğuludur. Bu kelimenin cehennem azabının süresiyle ilgili olması, İslâm âlimleri arasında önemli bir görüş ayrılığının ortaya çıkmasında etkili olmuştur. İlk dönemlerden itibaren aralarında Hz. Ömer, Hz. Ali ve Abdullah b. Abbas ile İbn Teymiyye gibi önde gelen Sünnîler’in de bulunduğu bazı âlimler ve İbnü’l-Arabî, Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî gibi bir kısım mutasavvıflar, diğer bazı âyetler yanında (meselâ bk. En‘âm 6/128; Hûd 11/106-108), özellikle “Orada yıllar ve yıllar boyu kalırlar” meâlindeki konumuz olan 23. âyete, ayrıca Allah’ın rahmetinin her şeyi kuşattığını (A‘râf 7/156), rahmetinin azabına üstün geldiğini, azabını geçtiğini (Buhârî, “Tevhîd”, 15, 55; Müslim, “Tevbe”, 14-16) bildiren âyet ve hadislere dayanarak cehennemin ve / veya cehennem azabının, uzun asırlar ifade eden bir sürenin ardından sona ereceğini yahut içindekilerin azaptan etkilenmeyecek hale geleceklerini düşünmüşlerdir. Ehl-i sünnet âlimlerinin büyük çoğunluğu ise diğer bazı deliller yanında, Kur’ân-ı Kerîm’in ilgili birçok yerinde sık sık ebedîlik anlamı içeren “hulûd” ve “ebed” kavramlarının kullanılmasına ve daha başka delillere dayanarak, inkârcılar ve müşrikler için cehennem azabının sonsuzluğunu savunmuşlardır (bu konuyla ilgili tartışmalar ve ileri sürülen deliller hakkında geniş bilgi için bk. Yusuf Şevki Yavuz, “Azap”, DİA, IV, 305-309; Bekir Topaloğlu, “Cehennem”, VII, 231-232). Kaynak : Kur’an Yolu Tefsiri Cilt: 5 Sayfa: 537

Nebe Suresi 29-30. Ayet Tefsiri

Ağırlıklı yoruma göre 29. âyette kayıt altına alındığı bildirilen, “her şey” ile insanların sorumluluğu gerektiren inanç ve amelleri, iyilik ve kötülükleri; bunların kaydedildiği “kitap” ile de amel defteri veya levh-i mahfûz kastedilmiştir. Âyet, insanların dünyada yaptıklarından hiçbir şeyin Allah’a gizli kalmayacağını, yaptıkları her şeyden hesaba çekileceklerini gösterir. Hesapları görüldükten sonra inkârcılara, “Tadın artık! Bundan sonra size arttırarak vereceğimiz şey ancak azaptır” diye hitap edilir. Hz. Peygamber’in, Kur’an’da en ağır hitabın bu âyet olduğunu söylediği rivayet edilmiştir (Kurtubî, XIX, 182). Durumu açıklayan başka âyetlere göre onların derileri yandıkça yenilenecek (Nisâ 4/56), cehennemin ateşi hafifledikçe de ateş arttırılarak azapları devam edecektir (İsrâ 17/97). Kaynak : Kur’an Yolu Tefsiri Cilt: 5 Sayfa: 537-538

Nebe Suresi 31-36. Ayet Tefsiri

Yeri geldikçe belirtildiği, özellikle bir kutsî hadiste de ifade buyurulduğu üzere, 31. âyette “müttakiler” şeklinde anılan itaatkâr müminler için âhirette hazırlanan nimetler, lutuf ve ikramlar “gözlerin görmediği, kulakların işitmediği ve hiçbir beşer aklının tam olarak tasavvur edemeyeceği türdendir” (Buhârî, “Tevhîd”, 35; Müslim, “Îmân”, 312). Çünkü bütünüyle âhiret gayb alanıdır; gaybı da Allah’tan başkası bilemez (bk. Bakara 2/3). Bununla birlikte, Allah Teâlâ, kullarının uhrevî nimetlere dair yaklaşık bir fikir edinmelerini sağlamak ve onlarda bir arzu uyandırmak için, birçok âyette olduğu gibi burada da idrak ve anlama gücüne göre temsilî bir anlatımla bu dünyada en çok ihtiyaç duydukları, arzuladıkları, sevdikleri nesneler ve hazlardan örnekler vermiştir. Bu anlatımda Kur’an’ın ilk muhataplarının beklentilerinin dikkate alındığı da söylenebilir, kezâ bu anlatımdan, âhirette cennete girmeyi hak eden her bir insana, dünyadaki ameline zihnî ve ruhî kemaline, mutluluk anlayışına ve beklentisine göre neleri istiyor ve bekliyorsa onların verileceği sonucunu çıkarmak da mümkündür (bk. Fussılet 41/30-33). “Bunlar rabbinin bol bol lutfettiği karşılıktır, bağıştır” diye tercüme ettiğimiz 36. âyete, “Bunlar rabbinden, amellerine göre hesap ve takdir edilmiş bolca mükâfatlardır” şeklinde de mâna verilmiştir (İbn Âşûr, XXX, 47-48). Burada kapalı bir şekilde ifade edilmiş olan amellerin karşılığının, başka âyetlerde Allah’ın lutfu olarak on katı (En‘âm 6/160), 700 katı (Bakara 2/261), hatta hesapsız (Zümer 39/10) bir şekilde kat kat verileceği bildirilmiştir. 26. âyette azgınlara verilecek cezanın dünyada yaptıklarına uygun bir karşılık olduğu bildirilmişti. Burada da müminlerin yaptıklarına karşılık olarak verilecek ödülün Allah’ın bolca lutfu ve bağışı olduğu belirtilmektedir. 36. âyette müminlere âhirette verilecek nimetlerin niceliğini bildiren hisâben kelimesi, “çok, bol bol, yeter deyinceye kadar” şeklinde yorumlandığı gibi, “yeterli, kâfi miktarda, amellerin miktarına göre, hak edişe göre” şeklinde de açıklanmıştır. Ancak meâlde biz, kısmen birbirinden farklı olan bu iki yorumdan ilkini tercih ettik. Çünkü ödülün, amellere göre kat kat fazlasıyla, hatta hesapsız verileceğini bildiren âyetler de vardır (Bakara 2/261; Zümer 39/10; Gåfir 40/40) ve bu âyetlerde ahirette ödüllerin hak edişe göre ölçülü değil, Allah’ın razı olduğu kullarına, ölçüye ve hesaba sığmaz lutufları olarak verileceği belirtilmektedir. Kaynak : Kur’an Yolu Tefsiri Cilt: 5 Sayfa: 539-540

Nebe Suresi 37-38. Ayet Tefsiri

Burada Allah Teâlâ’nın, müminlerin de müşriklerin de rabbi olduğuna bir ima vardır. Çünkü yüce Allah yerlerin, göklerin ve evrendeki her şeyin rabbidir. O, rahmân isminin bir tecellisi olarak bütün insanlara rahmetiyle muamele edip her türlü nimeti lutfettiği halde, müşrikler cehâlet ve nankörlüklerinin sonucu olarak Allah’ı bırakıp başka varlıklara tapmışlar, onların kendilerini Allah’a yaklaştıracağını (bk. Zümer 39/3) ve O’nun huzurunda kendileri için şefaatçi olacaklarını iddia etmişlerdir (Yûnus 10/18). Böylece Allah’ın rahmân isminin gereği olan rahmetten de kendi iradeleriyle kendilerini mahrum bırakmışlardır. Hesap gününde bu yaptıklarının yanlış olduğunu anlayınca özür dilemeye kalkışsalar dahi kendilerine ne konuşma izni verilecek ne de özür dileme izni (krş. Mürselât 77/36). Çünkü o gün, kulların kendilerine düşeni yapma günü değil, dünyada yaptıklarının karşılığını görme günüdür, hüküm ve hesap günüdür. Bu sebeple o gün sadece Allah’ın hoşnut olduğu ve konuşmasına izin verdiği kimseler konuşacaklar ve bunlar da ancak gerçeği söyleyeceklerdir. Bütün bu açıklamaların asıl maksadı ise insanların fırsat eldeyken akıllı hareket ederek Allah’ın iradesine uygun bir hayat çizgisi benimseyip o çizgide sapmadan ilerlemeleridir. Müfessirler 38. âyette zikredilen ruh hakkında farklı yorumlarda bulunmuşlardır; “meleklerden büyük bir melek, Cebrâil, meleklerin ileri gelenleri” diyenler bulunduğu gibi, Allah’ın melek olmayan ordularından bir ordu, Âdemoğulları, Âdemoğulları’nın ruhları veya Kur’an olduğunu söyleyenler de vardır (bk. Râzî, XXXI, 24; Şevkânî, V, 428). Ruh ve melekler, Allah’a yakın olmalarına rağmen O izin vermedikçe hiçbir kimse hakkında şefaat edemeyeceklerdir (krş. Yûnus 10/3). Ayrıca, konuşmalarına izin verilenler ancak doğruyu söyleyecekler; çünkü orada hiçbir şeyi gizlemek mümkün olmayacaktır. Kaynak : Kur’an Yolu Tefsiri Cilt: 5 Sayfa: 540-541

Nebe Suresi 39-40. Ayet Tefsiri

Âhiret gününün gerçek olduğu tekrar vurgulanmış; ancak insanların, Allah’a giden yolu seçip seçmeme hususunda serbest bırakıldıkları hatırlatılmıştır. 40. âyette insanların uyarıldığı bildirilen “yakın azap”tan maksat âhiret azabıdır. “Gelecek olan her şey yakındır” anlayışına göre âhiret azabına da “yakın azap” denilmiştir. Ayrıca her bir insan bakımından kıyametin uzaklığının sadece onun ömrü kadar olduğu söylenebilir; çünkü ölümüyle birlikte kendisi için dünya hayatı da bitmiştir. Nitekim bazı hadislerde insanın kabre girmesiyle birlikte ruhunun da hayattaki ameline göre bir tür ödüllendirilme veya cezalandırılma sürecine gireceği bildirilmektedir. Nihayet dünyadaki zaman kavramının sadece yaşayanlar için bir anlam taşıdığı gerçeği dikkate alınırsa kabre girişle kıyametin kopması arasındaki “berzah” denilen dönemin “zaman” dışı veya farklı bir zaman boyutu olduğunu, dolayısıyla kabre giren için artık âhiretin uzakta olmadığını kabul etmek gerekir. Bu gerçekler ışığında baktığımızda âhiretin uzaklarda olduğu kanaati beşerin bir yanılgısından başka bir şey değildir. Bu sebeple sûrenin bu son âyetinde yüce rabbimiz, 37 ve 38. âyetlerde geçen rahmân isminin bir tecellisi olarak, kullarına rahmet sıfatıyla hitap etmekte; “yakın bir azap” konusunda onları vaktinde uyarmaktadır. Uyarının anlamı şudur: Sakın âhiretten kuşku duymayın, O bir gerçektir. Yönünüzü rabbinize dönmeniz, O’na doğru giden bir yol tutmanız için muhtaç olduğunuz fırsat ve özgürlüğünüz vardır. Uyarıldığınız azabı uzakta zannedip çok kısa ve çok değerli olan hayatınızı boş yere tüketmeyin; hayat kısa, şu halde âhiret ve hesap yakındır. O gün, baktığınızda karşınızda göreceğiniz şey, bu dünyadayken oraya gönderdikleriniz, yani kendi imanınız ve amelinizdir. O gün, inançsızların toprak olmayı insan olmaya yeğleyecekleri dehşetli bir gün olacaktır. Kaynak : Kur’an Yolu Tefsiri Cilt: 5 Sayfa: 541-542

Nebe Suresi‘ni Arapça ve Türkçe okuyarak, hem Arapça dilbilginizi geliştirebilir hem de Kuran’ı Kerim’in anlamını daha iyi kavrayabilirsiniz. Bu sureyi okuyarak Allah’ın kudretini ve yaratıcılığını daha iyi anlama şansı elde edebilir, imanınızı güçlendirebilirsiniz. İnternet veya mobil uygulamalar aracılığıyla Nebe Suresi’ni Arapça ve Türkçe okuma imkanını değerlendirebilirsiniz.

Hadi Puan Ver
[Total: 0 Average: 0]

Yorum yapın

Sponsor